14 Haziran 2010 Pazartesi

Ars gratia artis


"Ars gratia
artis
" Anlamı; sanat sanat içindir. Müzik, tiyatro, sinema, resim, edebiyat. Dahası; operada arya, müzikalde sopranonun sesi, tiyatro metnindeki karakterin aşkı için ölümü seçmesi, ölçü ve uyağın silinip şiirin böylede kalp sızlattığını gösteren Garip Akımı farklı yerlerde, farklı zamanlarda icra edilmiş olsalar da bir şeyde birleşirler. Sanatta!
Sanat sanat içindir. Ve sanat insan (toplum) içindir. Sanatın yol göstericiliğinden, hislere tercüman oluşundan, duyguları somutlaştırıcılığındandır bu.
Tuvalde gezen fırça, portede gelecek notanın önüne konan es, sahne alımı öncesi yapılan diyafram ve solfej çalışmaları, oyuncunun tonlamadaki özverisi. Hepsi yapılacak projenin ön çalışmasıdır.
Yanlış olan; bu birkaç yılda çabuk tüketen bir toplum haline getirilmemiz. Bu durumu olağanmış gibi benimseyip, üstesinden gelmek için düşünmemektir can acıtan. Müzikse söz konusu; ham olanı benimsemiş halk. TSM de gerekli olan nazariyat, usul bilgisi ve repertuar zenginliği göz ardı edilmiş.
Bu demek değildir ki; genel anlamda bakıldığında popüler müzik sanat değildir. Bilgisizlikten, cahillikten ve benimsenmekten çıkanlardır, teknolojik aletlerin ön aşamasından geçen parçalardır eziyet eden. Kalemin yanlış ellere geçmesindendir, duygu verememeler.
Ta yıllar önce gerçek sanatçılar tarafından seslendirilen pop müzik şarkıları halen hafızamızda yer etmemiş midir? O zamanların pop şarkılarıyla karşılaşıldığında tekrar tekrar dinleyip eşlik edilmemiş midir?

3 yorum:

MoMo dedi ki...

Yoruma dahi gerek duyulmayacak bir yazı olmuş...
Antipatik yazarın benim blogumda bir emaneti var, uğrarsa sevinirim :)

hasret senfonileri dedi ki...

Yerinde bir ikazla zaman aşımına uğrasa da, son derece doğru tesbitlerin yapıldığı yazını okudum sevgili antipatik(olmadığını düşündüğüm) yazar..
Çok çok uzun yıllar önce.. hani bir varmııışşş tadında!! Türkiye'den bir müzik topluluğu alaturka müzik icra eylemek üzere bir arap ülkesine (yanılmıyorsam Ürdün'e) konser vermeye giderler.. Salon hıncahınç doludur.. Saz heyeti yerini alır.. Söylenecek şarkıların usulü gereği rast makamından bir peşrevle başlanması gerekmektedir.. Saz heyeti şefin işareti ile rast peşreve başlar başlamaz tüm salon RRRRRRAP diye ayağa kalkar ve hazırola geçer.. saz heyeti şaşkınlığından ve korkularından susar.. Şef arkasını dönüp halka selam verir ve saz heyetine peşrevi kesip şarkıya başlaması komutunu verir.. Ancak, salon bir anda boşalır yüzlerce kişi konseri dinlemeden gider..
Bu gerçek bir olay kurgu falan değil..
Sebebi:
Bizim çok eskilerden bu yana müzik besteleme konusunda aklımıza ilk gelen, popüler olan veya kulağa hoş gelen kalıcı bazı müzik mezürlerinin çalınıp ilaveler yapılarak adına "arajman" denerek halka kakalanmasıdır.Pek çok hoşa giden kulakta kalan müzik, hırzırlık malıdır.. Bu, Müziği linç etmektir.. sanata ve sanatçıya yapılacak en büyük saygısızlıktır..

Efendim, zamanında yapılan rast peşrev de o ülkenin milli marşından baştan dört mezür birebir araklanan bir beste olduğundan... Halk kendi milli marşları ile konsere başlandığını zannettiğinden... sonra da devam etmemelerini ülkelerine yapılan saygısızlık kabul ettiklerinden konseri terk etmişler..

Her tür sanat dalı, bir evlat yetiştiren anne titizliği ile yapılmalı ve korunmalı diye düşünüyorum..

Güzel ve gerçek bir konuya değinmişsin.. Seni kutlarım ve uzun cevap için hoş görüleceğimi umarım..

Antipatik Yazar dedi ki...

Teşekkür ederim Hocam!
Sizde düşüncelerime katılıyorsunuz emekli bir müzik öğretmeni olarak.
Bu yaşanmış hikaye ise üzücü. Müzik adına