
"Kalp, severek büyüttüğünün yada aşık olduğunun arasında tercih yapman için diretebiliyor." diye yazdı saman kağıda tükenmiş kalemiyle. O aşık. Bu durumu kızının anlayışla karşılamayacağındansa emin.
Ud elinde yazdığı bu kağıdı nota nüshalarının arasına sıkıştırırken, kızı aynı odada duymak istemedikleri varmış gibi yüzü dışarıya dönük hicaz bir parça istedi içinden.
Her gördüğünde kapalı pencerinin dış yüzeyinde aşağıya doğru süzülen çift damla, ona iki göz yaşını andırırdı. Cama vuran kendi yansımasına bakarken gök gürlemesiyle devam eden yağmurdan ürktü. Kadın yaklaşınca kız, annesinin hemen arkasında durduğunu gördü yansımadan. Ve ona doğru döndü. Kadının yeşil gözlerinde az sonra kayacak yıldıuzın güçsüzlüğüne benzer yanıp sönen parıltı vardı şaşkınlıktan. Çünkü arkada vuran şimşek ışığıyla kızın gözünden akan kanları gördü.
- "Fa diyez"
- "Ha?"
- "Yanlış basıyorsun fa diyez" dedi camdan dışarı seyrederken. Kendini koltukta buldu. Kadın elinde udu dalmışım diye geçirdi içinden, yere düşmüş nota nüshalarını kaldırır iken.
Cama vuran kendi yansımasında, tıpkı bir gözyaşı gibi gözlerinin altından süzülen yağmur damlalarına bakarken, gök gürlemesiyle devam eden yağmurdan ürktü. Kadın yaklaşınca kız, annesinin hemen arkasında olduğunu gördü yansımada. Ve ona doğru döndü.
- "Sana anlatmam gereken birşey var." dedi kadın ve laf kesilirse gerisi gelmez korkusuyla nefes almadan devam etti.
- "Seçim senin. Seninle gelip onun evine taşınmam veya aynı yerde yaşamam. Bunu düşünüyorsan unut. Şunu ise aklından çıkarma; ya beni silersin yada onu" dedi genç kız anlatılanların ardından.
Güm güm güm güm diye atan o zımbırtı dururken çekilen acı, beklentilerinin gerçekleşmeyeceğini anladığında çektiği ağrının yanında daha küçük, daha naif kalır. Ama evlat herşeyden önce gelir. Bunu kazısaydı yüreğine bile bile lades demez, huzurlar devrilmezdi.

