Küçüklüğüm,
ardıma bakmadan bıraktığım küçüklüğüm. Şimdi ne çok isterdim yine küçük olmak.
O sahil kentinde plaja inip İspanyol çingenelerinin taktığı Flamenko şapkadan
takmak ve kumdan kaleler yapmak ne çok isterdim. Bilmediğim yabancı dilde bir
parçayı melodisine uygun olarak söylemeyi, sevindiğimde bunu gerçekten
göstermeyi, köpeklerden korkup yine de sevmeyi ve büyüklerin hayatına özenmeyi
ne kadar çok isterdim…
Kibirli insanların kibir dolu söylemlerine konu olmamak için çabalamayı bırakıp
anın tadını çıkarmayı, bir çıkar ilişkisi olmadan sevmeyi ve sevilmeyi, dost
görünenlerle yüz göz olmamayı, kötülükle henüz tanışmamayı ne çok isterdim…
Fransızca kökenli antipathiqueden dilimize geçen; “sevimsiz, itici, soğuk” anlamlarını tek başına taşıyan kelime, bir yazara yapışan sıfat olursa ne olur? Antipatik miyim? Hayır! Hayatta bir takım yanlışlara göz yummak yerine, onu satırlara aktaran, yanlışları olumsuzlukları yazan bir kişi olunca ve hali hazırda güzel olan eleştirel olmayan hiçbir şeyi kaleme almayınca tahmin ediyorum ki; antipatik olarak anılacağım.
Bazen hak vereceksiniz, bazen görüş ayrılığı yaşadığınız, konu üzerine farklı düşündüğünüz için kızacaksınız… Bu yüzdendir ki; ben antipatik yazarım.
Bu web sitesinde yer alan, bunları içeren ama bunlarla sınırlı olmayan tüm malzeme ve dökümanlar Yazarın mülkiyetinde olup, bu malzeme ve dökümanlara ilişkin telif hakkı ve/veya diğer fikri mülkiyet hakları ilgili kanunlarca korunmakta olup, bu malzemeler ve dökümanlar izinsiz kullanılamaz, iktisap edilemez ve değiştirilemez.
Bu web sitesindeki malzemeler ve dökümanlar hiç bir surette değiştirilemez, kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve yeniden yayınlanamaz.
İzinsiz kopyalanması çoğaltımı, yayını, dağıtımı halinde 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunun hükümleri geçerli olacaktır.