
Aşk!.. Bu konuda öyle çok yazmışım ki; geriye dönüp baktığımda önce yaşadıklarım hatıramda canlandı, ardından da içimde uzun zamandır dile getirmek istediğim düşünceleri belirtme isteği uyandı. Ve eni konu "şapşal bir aşık" olarak kendimi bu yazıyı yazarken buldum.
Hayır, hayır! Şuan gönlümde hiç kimse yok. Bazen düşünüyorum da hayatın telaşına kapılıp sevmeyi unutuyor muyuz yoksa? Bilmiyorum! Sahi sen ne düşünüyorsun bu konuda?
Bir Rus romanının kıvrılıp bırakılmış sayfası gibi, kaldığım yerden bir müddet sonra devam edebileceğimi hiç düşünmedim. Her şeyle olduğu gibi geride kalan aşkla bile dalga geçebilmeyi denedim. İlk küskünlükten sonra zorlamaya gitmemenin daha rasyonel bir yol olduğununun bilinciyle hareket ettim. Giden olsam da, bırakılan olsam da hiç bir zaman elim telefona gitmedi...
Bundan söz edeceğim işte. Ben ilk kopuştan sonra bir ilişkinin devamının gelebileceğine inanmıyorum. Bittiyse bitti. Bunu devam ettirmeye çalışanların sonunun yine ayrılık olduğuna inanıyorum. Sadece zaman birleşmeler ve ayrılmalar şeklinde uzadıkça uzuyor. Ve aptal aşıklar bunu ilişki olarak nitelendiriyor. Adına da sevgi diyorlar...
Sonra ne oluyor? Ayrılık çıka geliyor. Ve o sevgi olarak nitelendirdikleri "aşk" sevgisizce bitiyor.