Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Aralık 2012 Cumartesi

Parmaklıklar Ardına Geçmek!



Yalnızlığına bırakılmış kişilerin gelecekleri için iki seçenek vardır. Ya doğru yolda ilerleyip ilerisini görebilecektir ya da kendi bildiği doğruda ilerleyecek ve büyük finali görecektir. Yokluğuyla baş başa kalmış bir kişi genelde ikinci olanı seçer. Ve ikinci olan zor olandır aslında…

Yargılamak ne kadar kolay değil mi kötü duruma düşeni? Bu eylemden vazgeçmek niye bu kadar zor? Niye kendi doğrularımızla yanlışları anlayamıyoruz? Neden yanlışlar doğru kişiyi görünür kılmıyor? Sorular birikir birikir. Cevap ise; ne kadar basittir oysa…

Yanlışları olan doğru bir insan tahayyül et. Yanlışları var ama doğru, doğruları var ama yanlış. İnsanî ilişkilerinde ve hayatında doğruluğa önem versin. Varsın kendine bir iki de kötü huy edinsin. Mesela ne yapsın? “Çalsın!” Nasıl ki her gördüğünü çalan kleptoman değilse, her çalma davranışını gerçekleştiren de hırsız değildir diye düşün. Ve onu sev. Asla yargılama. Onu kleptoman olmaya iten neler? Bunu düşün önce. Onu bir adli vaka olarak ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde bir koğuşa kapatan nedenler ne? Bunu bil önce. Sonra ona kız kızabilirsen.

Küçüklüğünden bu yana yalnızlığına itilmiş, varlığın içinde yokluk yaşatılmış, hep ötekileştirilmiş, hep itilegelmiş, hep gereksiz sınırlar konulmuş. Şuan bulunduğu durumla ilgili o kadar çok neden var ki. Onu parmaklıklar ardına götürecek bu davranışların nedeninin suçlusu o değil oysa…

4 Temmuz 2011 Pazartesi

Deliler Koğuşundan Çıkan Kleptoman!


O bir kleptoman! Çalma davranışında bulunurken defalarca yakalandı. Fakat hastalığı nedeniyle bu davranışı tekrarlamaktan kendini alamadı ve birçok kez nezarethaneye atıldı. Mağaza sahipleri tarafından hakkında hukuki işlemler başlatıldı. Belki suçsuzluğunu ispatlamak, belki de psikolojik yardım almak için terapilere başladı ve sonunda adli vaka olarak akıl hastanesinde yattı. Ve bir süre sonra kendisinin “Deliler koğuşu” diye nitelendirdiği bir bölüme alındı. Burada çok sıkıntılı günler geçirdi. Yaşattıkları hastaneden çıktıktan sonra da devam etti…

Arkadaşımın annesi kendi yaşadığı bu durum sebebiyle zor günler geçirdi. Onun yanı sıra ailesi de; yakın çevresi, akrabaları ve komşuları tarafından yadırgandı. Samimiyeti olanlar arayı uzattı. Zamanla komşular kapılarını açmaz oldu. Dedikodu yayıldı. Ve sonunda herkes ona sırt çevirdi...

Daha önce birkaç yazımda detaylarıyla yaşadıklarını anlattığım bu kadını tanıyanlardan aldığım bilgilere göre iki farklı görüş ortaya çıkıyordu. Birincisi; hastalığının arkasına sığınıp davalardan yırtmaya çalıştığı, ikicisi de; aslında herhangi bir rahatsızlığının olmadığı, kleptomaniyi üzerine giyerek yaptıklarına kılıf uydurup kendini bu zor durumdan kurtarmaya çalıştığı ile ilgiliydi. İkinci yorumun doğru olduğunu varsayarsak unuttuğu bir şey vardı; doktorların çeşitli yöntemlerle onun kleptoman mı, bu rahatsızlığı kurtuluş yolu gören bir hırsız mı olduğunu anlayabilmesi…

Davalar bir sonraki duruşmaya ertelendi. Ve o bir daha geri dönmemeyi dilediği akıl hastanesinin dört duvarı arasına kapanmaya mecbur kaldı. Günlerce orada yaşadı. Bu kalış öncekinden daha kısa sürdü. Bir gün doktor onu karşısına aldı ve hafif ti’ye alarak şöyle dedi: “ Sen iyisin! Zekisin. Öyle ki; imkanın olup da okusaydın profesör, veya doktor olurdun…”

Akıl hastanesinden çıkan kadın mahkeme günlerini bekledi. Davaların kendi açısından güzel sonuçlanmasını istedi…

Bu yaşananlardan ayrı olarak söylenmesi gereken şu ki; hırsızların kleptomaniye sığınarak kendilerini aklamaya çalışmaları, hiçbir insanda bulunmayan acınası kişiliklerinden ötürü geliyor…

18 Mayıs 2010 Salı

Deliler Koğuşundan Çıkış!


“Deliler Koğuşunda Bir Kleptoman!” başlıklı yazımda; arkadaşımın kleptomani hastası olan annesinin bir çok kere çalma davranışında bulunurken yakalandığından, dava edildiğinden, karakola düşmesinden ve nihayetinde akıl hastanesinde yatmasından söz etmiştim.
“Deliler Koğuşu!” başlıklı yazımda ise; koğuşundaki ve hastanedeki hastaların ilginç yanlarından, hastanenin işleyişinden bana anlatıldığı kadarıyla söz etmiştim.
“Kleptoman & Olasılıklar” Bundaysa; arkadaşımın annesinin çalıntı olan ürünleri uygun fiyata alıp, satışını gerçekleştirdiğine değinmiştim.
O ruh ve sinir hastalıkları hastanesinden çıktı. Artık kızıyla birlikte. Bir “Geçmiş olsun” demek gerekti değil mi? Bende öyle yaptım. Açtım telefonu, aradım arkadaşımı, aldım adresini, gittim evlerine.
Annesine; onun durumundan haberdar değilmiş gibi davranmam gerekliydi. Nörolojik nedenlerden ötürü baş dönmesi ve bayılma yaşadığını öğrenmişcesine konuya girdim.
Öğrenmek istedim. Neler olmuş? Ne çileler çekilmiş? Durumları nasıl? Neden oradalar? Hepsinin yaşanmışlıkları, öyküleri, izleri, sıkıntıları başka…
Üç hastadan söz etti. Size bana anlatıldığı kadarıyla söz etmek istiyorum:
Kadın hasta. O bir anne. Down sendromlu çocuğu var. Yıllardır bakıyor ve seviyor. Nasıl oldu bilinmez? Bir gün çocuğunun ayağının altına şişi sokmuş, üstünden çıkana kadar geçirmiş. Şöyle demiş: “Onu çok seviyorum”
Bir başka hasta. O da kadın. Kardeşlerinin bir kısmı Amerika’da yaşıyormuş. Amerikalılardan haz etmiyormuş. Hikaye böyle ya! Bir gün yan daireye Amerikalı yada Amerika’dan gelmiş bir Türk taşınmış. E haliyle yeni evi onarmak gerek. Tadilat çalışmaları yapıyormuş. Kadın da şöyle bir düşünce oluşmaya başlamış: “Matkapla duvarını, duvarıma kadar deliyor. Deliklerden içeri gaz verip beni öldürecek.” Kardeşlerine söz etmiş. Polisi aramış, şikayette bulunmuş. Ve savcılığa kadar gitmiş bu olay. Komşu şikayet etmiş, o şikayet etmiş. Sorunlar gittikçe büyümeye başlamış aralarında. Kardeşleri hastaneye yatması gerektiğini düşünmüş. Kadın şimdi onlardan korkuyormuş. Mal varlığını ellerine geçireceklerini düşünüyormuş. Bana bir şey imzalattılar demiş. Sonuç mu? O hastanede.
Bir başka hasta. Kısa bir süredir arkadaşımın annesiyle aynı koğuştalarmış. Öğretmenmiş. Kimseyle konuşmuyormuş. Ta ki; arkadaşımın annesinin diğerlerine göre daha normal ve konuşkan olduğunu görene kadar. Anlattığına göre; şikayet edilmiş. Kaymakamlıkta onu rapor için yollamış. Sonuç olarak birkaç gün yatması gerekmiş.
Geçmişte yaşanılan, iz bırakan olaylar. Kim verdiyse bu zararı? Onların orada olmasının nedenidir. Yazıklar olsun!